Son dakika haberi bulunmamaktadır.
Tam Sağlık | Sağlıklı Bilgi Kaynağı
Anasayfa | Videolar | RSS Kaynağı | Sitenize Ekleyin | İletişim | |

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

    sağlık

    Dünyadaki ölümlerin 4'de 3'ünün nedeni?

    AÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Güleç, dünyadaki ölümlerin 4'de 3'ünün nedeni olan hastalığın neden önlenemediğine dikkat çekti

    Kategori  Kategori : Kalp Sağlığı
    Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
    Okunma  Okunma : 213
    Tarih  Tarih : 16 Nisan 2009, 17:43

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Güleç, kalp ve damar hastalıklarının önceden tespit edilebildiğine dikkati çekerek, ''Bu kadar önlenebilir bir hastalığa teslim olmak ve günümüz dünyasında ölümlerin dörtte üçünün kalp damar hastalığı sebepli olmasına insanın isyan edesi geliyor'' dedi.

    Antalya'da düzenlenen 6. Metabolik Sendom Sempozyumu'na katılan Prof. Dr. Sadi Güleç, AA muhabirini yaptığı açıklamada, metabolik sendromun, diyabetin yanı sıra kalp ve damar hastalıklarına da öncülük ettiğini belirtti. Metabolik sendromun, kan yağlarının yükselmesine, iyi kolesterolün düşmesine, toplam kolesterolün artmasına, diyabet gelişimine, tansiyon hastalığına ve bel çevresinin kalınlaşmasına neden olduğunu ifade eden Güleç, bunlardan en ilgi çekenin göbek olduğunu kaydetti. Önceden estetik kaygı olarak düşünülen göbeğin zararının akla gelmediğini, göbeğin masumane bir yağ deposu olarak değerlendirildiğini kaydeden Güleç, artık, bel çevresinde toplanan yağ dokusunun farklı bir işlevinin olduğunun farkına varıldığını, göbeğin yalnızca estetik kaygı yaratmadığını söyledi. Prof. Dr. Güleç şöyle konuştu:

    ''Bel çevresinde, göbekte toplanan yağ hücreleri, vücuda öyle salgılar gönderiyorlar ki bu salgılar hem pankreası olumsuz etkileyip şeker hastalığının ortaya çıkmasına, hem de kalp damarlarını etkileyip kalp krizine ya da beyne giden damarları etkileyip beyin felcinin gelişmesine neden oluyorlar. Göbek masum bir şey değil. Buradan salgılanan olumsuz maddeler nedeniyle göbekli kişilerin gelecekte kalp krizi geçirme, şeker hastalığına yakalanma riski yükseliyor.''

    İnsanların yaşam biçiminin değişmesiyle göbeklenmeye başladığına değinen Sadi Güleç, sanayi devriminden sonra rafine, işlenmiş gıdaların tüketilmeye başlanmasıyla da insan ırkının değişim yaşadığını ve farklı bir görüntüye büründüğünü kaydetti.

    ''KALP KRİZİ ANSIZIN GELEBİLİR''

    Prof. Dr. Sadi Güleç, eskiden kalp krizinin yaşlı hastalığı olarak görüldüğünü, damar sertliğine de ''damar yaşlanması'' denildiğini hatırlatarak, ilk olarak, Vietnam savaşında ölen Amerikalı gençlere yapılan otopsilerde, 20 yaşındaki gençlerin kalp damarlarında ciddi derecede damar sertliği görüldüğüne değindi. Daha sonra yapılan çalışmalarda kolesterolün damar duvarında, genç, hatta çocuk yaşta birikmeye başladığının anlaşıldığını vurgulayan Prof. Dr. Sadi Güleç, şu bilgileri verdi: ''20 yaş altındakilerin yüzde 10-15'inin kalp damarlarında kolesterol birikimi olduğunu görüyoruz. 50 yaşını geçmiş her yüz kişinin 85'inde, bilinen hiç bir kalp ve damar hastalığı görülmemesine rağmen, damarlarında kolesterol birikimi olduğu ve damar sertliğinin meydana geldiğini görüyoruz. Eğer sigara içiyorsanız, tansiyon, damar sertliği ve şekeriniz varsa, damarda biriken kolesterol tabakası nedeniyle damara 5-10 dakika içinde pıhtı yerleşiyor ve 'hiç bir şeyi yoktu, turp gibiydi' dediğimiz insanlar kalp krizinden ölüyor.

    Bugün şu imkanımız var: Ben sizin yaş, cinsiyet, tansiyon, kolesterol, şeker değerinizi bilerek 10 yıl içinde yüzde kaç ihtimalle, 'hiç bir şikayetiniz olmamasına rağmen' kalp ve damar hastası olabileceğinizi söyleyebiliyorum. 50 yaşındaysanız, sigara içiyorsanız, tansiyonunuz varsa, kolesterolünüz yüksekse bilin ki siz yüksek risk altındasınız. İsterseniz maraton koşun, kendinizi son derece fit hissedin, 10 dakika sonra kalp krizi geçirmeyeceğinizin garantisi yoktur.''

    Bu nedenle, koruyucu hekimliğin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Güleç, kalp krizi geçirenlerin yüzde 50-60'nın hiç bir şikayeti olmadığını bildirdi. ''Şikayete bağlı olarak yaşamayalım'' diyen Güleç, şikayeti olmayanların da ne durumda olduğunu kontrol ettirmelerini istedi. Güleç sözlerini şöyle tamamladı: ''Çünkü bunun önlemlerini almak mümkün. Sigara, kolesterol, tansiyonla mücadele ederek, kalp krizi oluşumunu yüzde 70-80 oranında önleme şansına sahibiz. Bu kadar önlenebilir bir hastalığa teslim olmak ve günümüz dünyasında ölümlerin dörtte üçünün kalp damar hastalığı sebepli olmasına insanın isyan edesi geliyor. Kalp krizi geçirmiş biri şanslıysa hayatta kalıyor ama hayatta kaldıysa 'kurtuldum' demesin. Çünkü kalbin önemli bir kısmını kaybediyor ve gelecekteki yaşam beklentisini azaltıyor, yaşam kalitesini bozuyor. Kalp yetersizliği ortaya çıkıyor, nefes alamamaya başlıyor, göğüs ağrıları oluyor. En önemlisi bu işi başlamadan bitirmek.''

    (AA)

    Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

    Kalp Sağlığı

    En Çok Okunan Haberler

    Akupunkturla Bel Fıtığına Sonnn20 Ekim 2009
    Akupunktur ve Akuenerji
    NÖBETÇİ ECZANELER
    İSTANBUL Nöbetçi Eczaneler
    Bölgelere Göre Nöbet Listele
    Ayı Tam Nöbet Listesi

    GALERİ

    ANKET

    Hastalığınız durumunda, tedavi olmak için hangi yolu tercih edersiniz?








    Tüm Anketler

    sağlık

    © Tam Sağlık | Sağlıklı Bilgi Kaynağı 2009
    RSS Kaynağı | Yazar Girişi

    Genel Sağlık | Kalp Sağlığı | Kadın Sağlığı ve Sorunları | Erkek Sağlığı ve Sorunları | Bebek ve Çocuk Sağlığı | Ağız ve Diş Sağlığı | Göz Sağlığı | Ruhsal ve Psikolojik Sorunlar | Hematoloji ve Kan Hastalıkları | İlk Yardım | Akupunktur ve Akuenerji | Bitkilerle Tedavi | Beslenme ve Diyet | İlaçlar

    Bu sitedeki tüm haber ve bilgiler bilgilendirme amaçlıdır.Lütfen ilaç ve başka türlü tedaviler için önce doktorunuza başvurun.

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi